Boğaz’da Yeni Dönem: Beykoz Yıkım Riskiyle Karşı Karşıya

03.09.2026- Anayasa Mahkemesi’nin Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesindeki imar düzenlemelerine ilişkin iptal kararının ardından, İstanbul Boğazı’nın iki yakasında bulunan binlerce yapı yeniden gündemde. Beykoz’da ise 989 yapının süreçten etkilenebileceği belirtiliyor.
İstanbul Boğazı’nın doğal, tarihi ve kültürel dokusunun korunmasına yönelik imar düzenlemeleri kapsamında yaşanan hukuki gelişmeler, Boğaz’ın iki yakasında bulunan yapıların durumunu yeniden gündeme taşıdı.
Karardana ayrıca Sarıyer’de 1982, Üsküdar’da 626, Beşiktaş’ta 544 bina risk altında. Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesindeki düzenlemelerden etkilenen yapıların yeniden hukuki değerlendirmeye alınması gündemde. Dört ilçede toplam 4 binden fazla yapının süreçten etkilenebileceği öngörülürken, Beykoz için bu sayı 989 olarak verildi. Karara göre ayrıca Sarıyer’de 1982, Üsküdar’da 626, Beşiktaş’ta 544 bina risk altında.
Beykoz’da 989 yapı dikkat çekiyor
Söz konusu çalışmada Beykoz’da etkileneceği belirtilen 989 yapı arasında özellikle Kanlıca, Anadolu Hisarı ve Beykoz Merkez çevresindeki yapıların öne çıktığı ifade ediliyor.
Bu gelişme, Boğaziçi Kanunu kapsamında özel koruma hükümlerinin uygulandığı Beykoz’da imar ve yapılaşma konusunu yeniden ilçenin önemli gündem maddelerinden biri haline getiriyor.
Yapı Kayıt Belgelerinin hukuki durumu yeniden tartışılıyor
2018 yılında yürürlüğe giren İmar Barışı kapsamında Yapı Kayıt Belgesi uygulaması hayata geçirilmiş, ancak Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesine ilişkin düzenlemeler daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin denetimine konu olmuştu.
AYM, 24 Eylül 2020 tarihli kararıyla, Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesinde İmar Barışı’nın uygulanmasına ilişkin düzenlemede yer alan bazı hükümleri iptal etmişti.
Son gelişmelerle birlikte, geçmişte Yapı Kayıt Belgesi alınmış bazı yapıların hukuki statüsü ve bu yapılar hakkında daha önce verilmiş yıkım kararlarının durumu yeniden tartışılmaya başladı.
Ancak burada her Yapı Kayıt Belgeli yapının otomatik olarak yıkılacağı anlamına gelen bir durum bulunmadığının altını çizmek gerekiyor. Yapının bulunduğu bölge, belgenin niteliği, geçmişteki idari işlemler ve ilgili yargı kararları ayrı ayrı değerlendirilmek durumunda.
Boğaziçi’nde koruma ve mülkiyet dengesi
Boğaziçi’nde yapılaşma meselesi yalnızca imar mevzuatı açısından değil, aynı zamanda İstanbul’un tarihi ve doğal dokusunun korunması açısından da önem taşıyor.
Anayasa Mahkemesi’nin geçmiş kararlarında da Boğaziçi’nin doğal, tarihi ve kültürel değerlerinin korunmasına ilişkin anayasal yükümlülüklere dikkat çekilmişti.
Beykoz açısından ise önümüzdeki süreçte en önemli başlıklardan biri, hak sahiplerinin mağduriyet yaşamaması ile Boğaziçi’nin korunması arasındaki dengenin nasıl kurulacağı olacak.
İlçede 989 yapıyı ilgilendirdiği belirtilen sürecin, önümüzdeki dönemde Beykoz’un imar gündeminde önemli bir başlık olması bekleniyor.
















